22 Ocak, 2007

Eski Dostlar

2004 sonbahari, KINIK A.S'deki 4. sene bitmek uzere. O donem herkez icin bir degisim surecidir herhalde...

O yillarda sirketimize bagli tek gelir kaynagi, ki o da her sene oldugu gibi ic ve dis nedenlerle darbe gormus turizm sektorunun gazilerinden biri olarak, Happy Hotel Kalkan. Parayi da cok kazandirabildiginden degil ama kendi yaginda kavrulmayi basaran bir isletme olarak ve hepimize is olan tek "is" olarak. (Bu arada biz demisken, ben iste bu otelin merkezi Ankara'da bulunan ofisinde, bebekliginden bugune, meslegimi icra etme bahanesi ve kendimi kendime ispat etme derdiyle, ne yapilabilecegini bilmeden ama cok buyuk bir tutku, istek ve ozveriyle, elimden gelenin en iyisini yapma gayretiyle, pozisyon olarak satis muduru, gorev ve sorumluluk olarak ise herseyiyle ilgilenmek uzere calismaktayim.)

Diger yandan bir insaat sirketi olarak ortakligimiz bulunan ve yurtdisindaki islerimizi yuruten firmamiz, bizimkine nazaran hizla buyuyor, uzun bir sessizlik sonrasi firtinalar estiriyordu. Ayni zamanda bu buyume; bizi ayni cati altinda barindiran, kullanilacilari degisen odalari, teras kati, yemekhanesi, mekik dokudugumuz merdivenleri, Hidrellez'te dileklerimi gomdugum gul cicekli bahcesi, kisaca herseyiyle alisik oldugumuz binanin, biz degismeyenleri olarak, artik "hepimize" yetemeyecegi sinyallerini veriyordu.

Burada KINIK olarak da girisimlerimiz devam ediyor, bir Joint-Venture iliskisiyle insaat tecrubemizi hizmet sektoruyle birlestirmek icin yeni yollar deniyorduk. Yani bizi tanistiran, Kinik-Lycia Projesi uzerinde calisiyorduk.

Murat Onat; 50'li yaslarda, kendi deyimiyle 1.ton agirliginda, prefabrik uzmani, restorasyon hastasi, hem emekli bir mimar hemde ODTU'lu bir ogretim gorevlisiydi aslinda. Bu projenin ise jokeri olarak da, artik aramizda.

Cok nadir karsilasma firsatimiz oluyordu, ama yasinin tecrubelerinin verdigi olgunluk yerine, sogukluk hissediliyordu. Temel ihtiyaclar ve diger gereksinimleri, ortak tek paylasimlarimizdi.

Yilbasina dogru haber gelmis ve sirketimizin ilk goz agrisi Sehit Ersan ofise tasinmamizin talimati verilmisti. Gunler suren toparlanma sureci, demirbas sayimi ve devri sonrasi KINIK grubunun tum calisanlari, artik yeni ofise tasinmislardi. Odalar paylasildi ve Cumartesi aksami saat 21:00'e suren temizlik ve yerlesme isine baslandi. Murat Bey, yerlesme isini Pazartesi gunune birakmisti. Belki de kirtasiye ihtiyaci ve network baglantisi disindaki ilk diyalogumuz o zaman gerceklesmisti.

Konu mu ne? Murat Bey'in odasindaki krem renkli koltuk...Ayni mobilyalara sahip odalarimizin tek farki, doseme renkleriydi. Benim, ucgen masanin etrafina dizilmis kiremit rengine calan 3 calisma koltuguna uyumsuz kirmizi bir kanepe; onun ise kirmizi koltuklarina uyum saglayan krem renkli kanepesi vardi. Eee onca yorgunluktan sonra hem goz zevkimi saglayabilmek hem de huzurlu olabilmek icin kendimce odulum, odasindaki koltuga el koymak olacakti. Neyseki onun anlayisi benim de tatliligimla krem kanepe bende, kirmizi kanepe onun odasinda kaldi.

Degisen tek sey koltuklarin yeri degil, iliskimizin seyriydide. Okullarin somestre donemine girmesi ve Murat Bey'in ofiste gecirdigi surenin uzamasiyla, buzlar da erimeye basladi. O bizim catimiza, biz de catimizdaki bu yabanciya yavas yavas alisir hale geldik; buna vesile olan oglen yemekleriyle. Zamanla ayni masanin etrafinda yemek yiyen degil sadece, sohbet eden insanlar olduk. Hatta o keyifli sohbetler, yemek yeme ihtiyacinin bile onune geciyordu kimi zaman. Gulen, sakalasan, destek olan, ara bulan ve paylasan iki arkadas olduk. Yeni bir "aile" kurmustuk ve cok mutluyduk.

Bizi bir arada tutan kavram, is degildi aslinda. Bu, tiryakisi oldugum kahvenin, bildigim ve bilmedigim muzik demetlerinin, ve en cok ihtiyacimiz olan konusabilme isteginin birbirimizde bulusmasiydi. Artik o "MONAT", ben ise "Asya ile Avrupa'nin kesistigi nokta"ydim. O buyumek istemeyen hayat dolu yasli bir adam, bense ruhu yaslanmis kucuk genc kiz. O ozgur Yay erkegi, ben tutsak bir Terazi. Zit karakterlerdik belki de ama anlayisli ve hosgoruluyduk birbirimize. Diger bir deyisle; dengeliydik iste!

Sadece bir bucuk seneye yakin surebildi bu guzel hikaye! O hepimize birazcik heyecan katan ve degisim yaratan proje, hic gelmeyecek bir tarihe ertelendi. Joker'in ise ne yazikki isi bitti. Huzurlu bir is ortami icinde, destek ve guvenle, ve birbirimizi tanimanin kivanci icerisinde veda ettik birbirimize...

Sonucta, dagildi "aile"miz! Birbirine saygi ve sevgi duyan, ayni amac icin sevkle calisilan, inanclari bir olan, kahkaha ve guzel melodiler duyulan bir ofis, artik cok uzakta... Tanidiklarimin cok yabancilastigi ve tanimadigim yeni yuzlerin dolandigi bir yer artik burasi; maskeli bir is ortami...

25 Eylul 2006. Gelince bana bunlari anlattiran nedene, eski bir dostu yagdetmekti sadece, ve o dostun varligina duyulan buyuk ozleme!..

Yine gri bulutlar tepemde, ve kasveti cokmus yine taa derinlerime. Nedendir bilmem, ne zaman devran donse, aynanin arka yuzu gorunse ve hersey kotuye gitse, gokyuzu hep boyle senkronize. Beni bile tedirgin eden depresif bir hal icinde ve boguldugum bu dört duvar ile birlikte...

O cok sahittir bu Pelin'e!!! Ve uzaklastirmak icin beni bu ruh aleminden, bir o kadar istekle...

Ben, hala ayni ofisteyim ama sessiz ve nesesiz. Bazen oyle bir an geliyorki, hayalini kuruyorum Murat Onat! Kapali kapim hizla acilacak ve yan odadan gelen hos muzigi duyurma amaciyla aralik birakacak, sevimli iri cussesini orten o cok yakistirdigim lacivert pantalonu, beyaz gomlegi, bordo renkli askisi ve ayni renkteki hirkasi icinde, iceriye bir adim atacak, yudumladigi sade nescafesinin kokusu odaya yayilacak, gulen bir cehrede iri iri bakan bir cift goz, "HAYAT COK GUZEL!" diyerek, bana Pollyanna'yı yeniden hatirlaticak...