22 Ocak, 2007

"bana" kek yaptim :)

Tedasüfler...Nedense beraberinde hep güzel şeyler getirirler...En azından bana getirdi; geçmişte kaybedilmiş birisi, bugünümün ruh ikizini ve dilerim gelecekteki gerçeklerimden birini...
Uykulu gözlerle ve kötü gördüğüm rüyanın etkisinde, 2 adımlık yolda çekilen sabah trafiği gerginliği ve biraz da Pazartesi sendromu içinde, başlıyorum güne. Son bikaç gündür yaşadığım duygu karmaşasının üstüne katmerlercesine bir de; Ankara eski havasını bulmuş, kuzey cephesine bakan soğuk odama kararsız bulutların karanlığı dolmuş.

Akrep yelkovanı bu kadar yavaş kovalarken nasıl biter bugün diye düşünüyorum umutsuzca. Birşeyler buluyorum oyalanacak ama ortasında sıkıstığım bu boşluktan yetmiyor beni uzaklaştırmaya. Gözlerim, her zamanki gibi iş hayatımı kontrolü altına almış Outlook ekranına bakıyor. Parmaklarım, klavyenin ok işaretlerinin üstünde tepiniyor. Hiçbir şey yapmak istemeyen bir istekle, öylece oturuyorum.
Saat 11:00! Işte yine o; neredeyse hergün aynı saatlerde, hissiyati yüksek birinden gelen, farklı içerikleriyle, beni mutlaka ve mutlaka mutlu edebilen tek mail belirdi ekranımda.

GÜNAYDIN CANIM ARKADAŞIMMM :)
ŞU ANKARANIN EN EN EN GÜZEL,EN ÇEKİCİ,EN AKILLI,EN DUYGULUUU
EN KOMİK,EN DELİ,EN CADI KIZI YANİ PELİN YANİ BENİM EN SEVDİĞİM ARKADAŞIMIN
BU HAFTASI ÇOOOOOOOOOK SÜPER, HUZURLU, BAŞARILI,EĞLENCELİ,HEP GÜLÜMSEYEREK GEÇSİN DİYOOOOOOOORRRR
ÇOOOOOKKK ÇOK ÖPÜYORUM BİDE........

O anda "kal gelmiş" halimin üzerinden geçti Pırıl. Ve güne yeniden başlattı beni, o kocaman sevgi dolu yüreğiyle...Dinlediği, moral ve destek verdiği yetmiyormuş gibi, farklı atraksiyonlar yaparak neşelendiriyor bir de. Zaten yazdıkları ne olursa olsun beni gülümsetebilmeyi, düşünüldüğümü hissettirebilmeyi başarıyor bu kız bi şekilde. Sanki o anda okumuyorum yazdıklarını, konuşuyoruz birlikte. Iş çıkışında bir programın yoksa bir sürprizim olacak, 2-2,5 saat benimlesin diyor ve benim gibi meraklı birine söylenecek en son şeyi söylüyor. Laf aramızda, aslında ne yapacağını bilmez halimi en iyi o anlıyor ve benim yerime düşünüp, sadece kendimi onun ellerine bırakmamı sağlıyor.
Gozüm yine hep saatte, ama bu kez buluşacağımız anın biran önce gelmesi isteğiyle...

Malum, memleketin en üst makamına, Cumhurbaşkanlığı'na giden yolu, ters yöne çeviren bir zihniyetin neden olduğu trafikte bekliyoruz, "Ahmet"in içinde. Yağmur başlıyor ve adım adım ilerliyoruz Tunalı'dan Kocatepe'ye giden yol üstünde. Birden ampül yanıyor bende, ilk sağdan dönersek rota belli; Pırılların evi!..Meğer, ikinci sağdanmış :). Giriyoruz apartmana ve çıkıyoruz 3.kata. Ben ihtiyaç molası için içeriye girerken, o mutfağa yöneliyor hemen ve arkasında gizlediği torbadan çıkartıyor malzemeleri teker teker. Döndüğümde, tezgahın üstünde duran bir kap, "ince belli" cam bardak, ve mixer'i gösteriyor. Sağ elinin işaret parmağını sallaya sallaya "kek yapacaksın" diyor bana.

Çocukluk anıları, yaraları, gözyaşları ve unutulmayan acıları paylaşırken anlatmıştım ona, laf arasında. Konuşulanları duyan değil, dinleyenlerden biriymiş aslında. Kek'i yapana kadar beni, sadece kafamda birbirini kovalayan sıkıntılarımdan uzaklaştırmaya çalışmakla kalmıyor, içimde kalan derin izi, sevgi ve şefkatiyle örtüyor.
Güzel bir yemek sonrası çaylar demleniyor, ve kötü başlayan günüm mutlu sonla bitiyor. Aslında çok da zor değil inanın, yeterki yanınızda sizi seven, sahiplenen, ve huzur verebilen birileri olsun. Hepinizin arkadaşı olamaz Pırıl ama benim kadar şanslı olmanızı dilerdim.

Işte 3 gün sürecek terapi seansımın ilk ürünü, ustanın tarifi, benim el emeğim, Pırılımın göz nuruylaaa...

Huzurlarınızda "mutluluğun reçetesi", nam-ı diğer Pelin'in keki:
2 yumurta
3 çay bardağı şeker
Çırpılacak (mixer)
1 çay bard süt
1 çay bard yağ (ayçiçek, sıvı yağ)
5 çay bard un
1 paket kabartma tozu
Isteğe göre: kakao, çikolata parçaları, ceviz, nescafe, hazır meyve parçaları, küp küp doğranmış elma