Yil 1995...Neredeyse 10 yil gecmis!
11 yil suren ilk, orta ve lise egitimi, artik o da gecen sure gibi "tarih" olsada, Yukselis Koleji ile sona ermis.
Gariptir sanki dun gibi, Maltepe Yukselis'in kapisindan girdigim o ilk gun...
Benim veli'm, annemdi; kapinin hep arkasinda duran, hocalarimla bogusan, beni o kurstan otekine tasiyan, ve katidigim her aktivitede seyircilerin arasinda gozleri parlayan...
Yillarca cok sey degisti okulla ilgili; uniformalarim, hocalarim, arkadaslarim hatta okulumun yeri bile. Ama degismeyen 2 sey vardi. Biri benim ogrenciligimdi, digeri ise annemin her yeni baslayan donemin ilk gununde, beni okula teslim etmesiydi. Artik bir gelenekti benim icin, anneme ise eziyet. "Buyudun artik, benden baska gelen veli var mi!" diye soylenir, ama yine de kirmazdi beni.
Toren baslar, Istiklal Marsi okunur, bayrak direge cekilir, herkes kendi sinifinin sirasinda beklesirdi. Bulusunca kizlarla tatil sonrasinda, zaman yokmus gibi baslardik dedikoduya, tam da Mudur Amca konusmasini yaparken itinayla. Ondandir cogu zaman goremezdik bile birbirimizi annemle. Ama nedendir bilmem o kalabalikta oldugu bilmek, bana hep iyi gelirdi.
Istikbal icin, aile meslegi haline gelen Turizm secilmis ve daha yeni emekleyen Baskent Universitesi'nin asfalt olmayan yollarinda yurur hale gelinmisti.
Goya universiteli olmustum ama icimde nasil bir korku anlatamam. Pir pir bir carpinti kalbimde. Bir turlu cikamiyorum evden. Hep dua ederdik, su okul bitsede uniformalardan kurtulsak diye. Meger ne buyuk dertmis "serbest giyim"li olmak. Onca kiyafetin icerisinde giyecek birsey bulamamak...Daha dogrusu gitmemek icin bahane yaratmak...
Kafam karismisti. Evim gibi her kosesini, bucagini, tasini, topragini bildigim, onca yillik aliskanligim artik bitmisti. Icimdeki, ilkokula basladigim o ilk gunku heyecanin ta kendisiydi.
Birden aklima geldi. Beni bu acizlikten kurtarabilecek, tek careydi. Annem, ve geleneksel okula teslim merasimi!
Simdi nasil guluyorum bunlari yazarken...Ama o gun...
Eskisehir yolunda giderken birara yol bitmeyecek gibi geldi. Belki de bitmesini hic istemedigimdendi.
Arabayi parkederken, bahcede gruplasmis ogrenciler dikkatimi cekti. Bu kadar insan birbirini onceden taniyor olamaz herhalde diye dusundum. Ogrenci isleri panosundan hangi sectionda oldugumu gosterecek listeleri bulduk. Annem benimkine, bende caktirmadan bilindik isimlere bakiyordum listeden.
Sinifin biraz ilerisinde dikiliyorduk annemle. Gozlerim, abartili kiyafetleri icinde ogrenciden baska herseye benzeyen kizlari, yakisikli oglanlari ve entel takilanlari suzuyordu hizla. Hepsi cok farkli, ve yabanciydi bana.
Hic unutmam annemin; "Sen bunlarin icinde liseli gibi kaldin!" deyisini...
Hocalar koridorda gorunmuslerdi ve artik vakit gelmisti.
Annemin elini tuttugumu hatirliyorum. Bir de ders arasina kadar beklemesini istedigimi...Aslinda kastetigim o gun bitene kadar orada olacagini bilebilmekti, eskisi gibi kendimi iyi ve guvende hissedebilmekti!
Bazilarimiz hic buyumuyor degil mi?..
...
Aslinda hikaye boyle bitmeliydi. Ama...
Buyumesek de oyle gorunuyoruz iste, birazda zorunda kalarak galiba. Ilk ders arasinda, gittigimde yanina, "Tamam anne, sen don artik", diyebilmistim ona...