18 Mayis 2005, Persembe. Uzun bir bekleyisten sonra gelen mail sessizligi bozdu ve nihayet tatil olacagimiz kesinlesmis oldu. Sevindik hep birlikte ofisce. Ruyanin en tatli yerinde uyanmadan ve sabahin ilk saatlerinde evden apar topar cikmadan, gecirilecek 3 gun vardi artik onumuzde. Sinirli gunlere sigdirilmis olsa bile tatildi işte.
Ama ben, buruktum bir de...Yine bir tatil doneminde, hele ki baharin yaza dondugu su sicacik gunlerde, gezilmemis gorulmemis onca yer varken de memlekette, planlanmis bir tatile gidecek yolculardan biri olamayisimdi yine.
Oysa hayat akip gidiyor uzerimden ve hic beni beklemeden! Ya bu gecen zamanin hesabini kim verecek??? Gelecekte, hem de yasanmamis bir gecmisle, bir genclikle, nasil gozlerim kapanacak...
"Yok!" dedim kendi kendime. Boyle olmayacak! Gecen onca sikintili gunlerin ardindan artik uyanmali kis uykusundan ve silkerek ustumden tum birikmislikleri, ayaga kalkmali! Kurarken tatil hayallerini, hep o yol sahnesi gelirdi gozumun onune; guzel ve yuksek sesle dinleyecegim muzik esliginde, uzunca bir yolda ve her kilometresinde bu sehirde beni bogan herseyi birer birer geride birakarak!
Ne de olsa sektordeniz, bildigimiz guvendigimiz ve sevildigimiz acentalarcilar var sukur! Allem edip, kallem edip bana son dakika bir yer buldular sagolsunlar. Artik bende bir otelde rezervasyonu ve otobus koltuk listesinde yeri olan, Canakkale-Bozcaada-Assos-Gelibolu yolcusu olacaktım. Hareket saati 22:00. Mesai bitisim ise 19:00. Nasil olacaktı hiç mi hiç bilmeden???
Bavulu hep agir olanlardanim ben. Giymeye firsat bile olmayacagini bilsemde aklima gelen, gozume carpan 3 gunluk kiyafetlerim, tutkum ayakkabilarim, kremlerim, tasim taragim tufegim...Ama koydum kafama bir kere, gidecegim. Tam 3 saatim var. Oturmusum dolabimin onune ben kiyafetlerime, kiyafetler bana bakiyor. Kararsizligim, ne giyecegimden degil aslinda...Yani ne de olsa benim icin bir ilk! Ilk defa bir turla, kisa süreli de olsa, bilmedigim bir yere, tanimadigim bir otobus insanla ve tek basima gidecegim. Insan yanliz yasayabilir mi, yanliz gezip, tatile gitmek ister mi? Ama caresizim, yuzlesmeliyim yanlizligimla! Eger yoksa bi yoldas, bana meydan okumaliyim hatta! Zaten bunalmisim, cok yipranmisim, cok da bitkinim...
Dusunurken derin derin, giysilerimin birini koyup, digerini cikariyorum bavuldan. Nihayet aciliyor cesme, agliyorum...
Sonra pamuk bir el uzaniyor, benim kadar caresiz bir cift goz acikli acikli yuzume bakiyor, ve sessiz ama cok guclu bir sesle "Hadi!" diyor. "Hirpalama kendini kizim, hepsini al yanina, sirtinda tasiyacak degilsin. Hem bir degisiklik olacak sana, gitmedigin yerleri gezecek, goreceksin..."
Saat 22:00. Tunus Cad. onundeki yolcu otobusunun onundeyim. Hala bir yanim "ne isim var benim Canakkale'de!" diye dusunurken saskin saskin, kapilar kapanmis, otobus yol almaya baslamis.
Ne tuaf bir duygudur o; kalirken gitmek, giderken kalmak istemek...
Ne tuaf bir duygudur o; kalirken gitmek, giderken kalmak istemek...
Temelli sonrasi sehrin isiklarindan iyice uzaklasmisken anladim ki, hayalini gordugum sahne gerceklesmis. Bana verilen en kullanisli hediyelerden biri olan pembe mini iPod'umu taktim kulagima, yaslandim arkama, ve izledim 11 saat surecek uzun yolu, gecen her kilometrede, yuzumde biraktigi tebessumle..