Kendimi içinde yaşadığım dünyaya alıştırma, zorluklarına dayanma, bozulan dengeme inat onu yeniden kurma çabalarım son hızla devam ediyor.
Çok şanslıyım ki bu derin mücadelemde yanlız değilim. Biricik Gözduşum da belki aynı belki farklı nedenlerle, ama yine de benimle...
Bu defa daha önce ti'ye aldığım bir alana yoğunlaştırdım kendimi. Büyük konuşmak cehaletten ileri geliyor işte. Meğer öyle bağdaş kurup, göz kapayıp, garip sesler çıkarmak değilmiş eylemin adı.
Yoga, binlerce yıl önce Hindistan'da ortaya çıkmış bir felsefe, bir yaşam bilimiymiş. Anlamı ise Sanskritçe "birleştirmek veya bütünleşmek" anlamına gelmekteymiş. Bu anlama uygun amaçta fiziksel, ruhsal ve zihinsel bedenlerimizin birleşmesiyle Tanrı Bilinci'ne ulaşmakmış.
Willy Brand sokağının sonunda, yüzünü vadiye çevirmiş olan apartmanın girişinde, "Yogamma". Hocamız Pınar Canko ile gerçekleşen yoga seanslarımız, etkileyici bir ses, mumlar, tütsü kokusu, lavanta torbaları, ve sizi yaptığınız hareketlere yoğunlaştıran dinletiler eşliğinde sürüp gidiyor.
8 haftalık bir süreçte henüz bir bilinçe erişemedim. Ama diyaframımdan ciğerlerime ulaşan nefesi dinlemek, derinden hissetmek hala yaşadığımın farkında almamı sağlıyor ve seans sonunda Savasana'da yani ceset posizyonunda yatarken, aklımdaki tilkiler bir oraya bir biraya savrulurken, yorgun bedenimin kısa bir sürede olsa kontrolü ele geçirmesi, bana iyi geliyor.
Gözle görünür bir fiziksel gelişme gösteriyor ham bedenim. Sıra ruhsal ve zihinsel dengeyi yakalayıp huzura erişebilmeyi başarmakta...